MAKALELER >
İTHAL BAŞKAN, YERLİ BAŞKAN
Yerel seçimlerdeki adaylarını henüz netleştirmeyen partiler için, muhtemel adayların üzerindeki yorumlar gittikçe ilginç hal almaktadır. Bunlardan biri de AKP Büyükşehir başkan adaylarının dışarıdan biri olabileceği ( Burhan Özfatura için ) ile ilgili yorumlar ve beraberindeki tepkiler.
Bursa’nın bazı yerel Televizyon yorumcuları ve köşe yazarları; ithal başkan istemiyoruz diye köşelerinde yazmakta ve ekranlarında seslendirmektedirler. Herhalde yerli diye nitelendirdikleri Bilboard başkanlarından memnun olsalar gerek, yada yıllardır Bursa’yı katleden geçmiş başkanların icraatlarından memnun olsalar gerek, yada tanıdık ve elinin altında olanlardan olması ileride kendilerinin bazı işlerinde halledici olur düşüncesinden olsa gerek, dışarıdan birinin olamayacağını söyleyip duruyorlar.
Kişisel olarak Burhan Özfatura’yı bende yanlış bulurum. Ancak ithal düşüncesi ile değil; başarılı olamayacağını düşündüğüm için. Zaten başarılı olsaydı İzmir’de seçimi kaybetmezdi. Benzeri düşüncelerle, Ak Partililerin de aynı meşrepten olmaları sebebiyle Burhan Özfatura’yı aday yapmaları yanlıştır. İyi insan olmak, iyi yönetici olmak değildir.
Kar’ın Bursa’da hayatı felç ettiği şu günlerde, etrafta belediyeyi gördünüz mü. O gün toplu ulaşım araçlarında seyredenlerin aralarındaki konuşmalarını dinlemelerini önerirdim. Yol kenarlarına diktikleri bilboardlara Popstar Abidin tarzı resimlerini yapıştırarak; Bursa’yı müzeler şehri yaptık demekle kimi kandırmaktadırlar. Ya bunlar müze görmemiş, yada Bursalıların görmediğini zannederek bu söylediklerimizi nasıl olsa yutarlar diye düşünüyorlar.
Unutmasınlar ki yöneticilik bir kabiliyet, bilgi ve gönül işidir. Dirayetli, kararlı, adaletli, bilgili ve vicdanlı olmak gerekir. Bazı batılı ülkelerde seçilen başkanlar şehrin yönetimine profesyonel kişileri atayarak birlikte yönetmektedirler. Bu şekilde başarılı sonuç aldıkları da ortadadır.
İthal aday olmaz diye yazıp söyleyerek ve bilgiden uzak arabesk kafa ile yerli zannedilenler daha çoook! Bursalıları istedikleri gibi uyutur ve yönetirler. Maalesef onlarla birlikte bizleri de. Bu düşüncede olanlar şöyle bir Uludağ yoluna çıkarak yukarıdan Bursa’yı seyretsinler. Yürekleri kanamadan aşağı inecekler mi merak ediyorum. Koca bir köy haline getirilmiş şehir görecekler, Bursa’yı bu hale getiren herkese lanet edeceklerdir.
Yıllarca bu şehirde belediye başkanlığı yapanlardan hangisi beş yıldızlı oteller dışında halkın yanında oldu, halka hizmet etti. Sadece; parasının gücü ile, Bursa’da her alanı adeta esir almış birkaç zengin baronun isteklerini emir olarak yerine getirmediler mi.
Bazı adaylar için ithal diye karşı çıkanlar için, Örnek olsun diye söylüyorum; varsayalım Cem Kozlu, Kemal Derviş, Ali Müfit Gürtuna veya rahmetli Recep Yazıcıoğlu gibi birisi Bursa için aday olsa; ona da bu kasabalı mantığı ile karşı çıkacaklar mı merak ediyorum. Muhtemelen karşı çıkmayacaklardır.
Demek ki doğru olan, hizmet edebilecek, bilgili ve yetenekli bir kişi olmasıdır. Yoksa Bursa’da moda haliyle ben Artvinliyim, Erzurumluyum, Muşluyum veya Göçmenim bana hemşerilerim oy verir mantığı; Türkiye’den başka hiç bir yerde prim yapmaz herhalde.
Şimdi bir an düşünelim, herhangi bir partiden aday olacak olan basiretsiz, ilkesiz, makyevelist ve popülist bir Artvinliye; sadece hemşerisi oldukları için diğer Artvinliler oy verir mi; bence hayır. Bu diğer yer kökenliler içinde aynıdır.
İşte asıl yabancılar bunlardır. Yıllardır yaşadıkları şehirli olamamış; halen nereli oldukları ile politika yapmaya çalışan, Bursalıyım bile diyemeyen kişilerden bu şehre ne hayır gelir, zaten gelmemiştir. Bunların önce kent kültürünü özümsemeleri gerekir. Yoksa değil Belediye başkanlığı muhtarlık dahi yapamazlar.
Bu düşüncelerimizi bir kenara bırakarak; hiç olmazsa bu sefer, ufku geniş, sosyal ilişkileri kuvvetli, bilgili, yönetmeyi bilen, hakkın ve haklının yanında olan, insana hizmeti ibadet sayan, Bursa baronlarının değil halkın hizmetinde olacak; Bursa’yı modern bir kent haline getirebilecek bir başkan seçelim.
13 Şubat 2004

