MAKALELER > 

DİKKAT!.. KAMUSAL ALAN

Kamusal alan; kamu hizmetlerinin görüldüğü, kamuya tahsis edilmiş yerlerdir. Başka bir deyimle özel alan dışında kalan her yer kamusal alandır. Halkın yararlandığı ve yararına sunulmuş olan yerlerde kamusal alanlardır. Yani bu kamusal alan, kimsenin babasının özel malı değil milletin malıdır.

Sayın Cumhurbaşkanının kamusal alan nitelendirmeleri ile; türbanlı olan kılık kıyafetini beğenmediği kişileri davet etmemeleri, bir yargıcın türbanlı sanığı duruşma salonundan dışarı çıkarması, onları etrafında görmek istememeleri yeni bir tartışmayı Türkiye’nin gündemine sokmuştur.

Bu tanımlamalar ve müdahaleler nereye kadar dayanır. Acaba birer kamusal alan olan camilere türbanlıların girmemesi tartışmasına kadar götürür mü. Bence aynı mantıkla, laikliğe aykırı kıyafetlerle türbanlı hanımların camilere de sokulmamaları gerekir.

Anlayamadığım bir başka husus da; bu uygulamaların muhatabı niçin hep hanımlar olmaktadır. Mesela türbanlı bir hanım ile kocasının anlayış ve fikirleri farklımıdır, elbetteki değildir. Kadın türbanı eşinin rızası ve isteği ile takmaktadır. Ama erkek kamusal alana girer oradan faydalanır ama hanımı giremez. Böyle adaletsizlik olur mu. Bu şekilde eşitsizlik olmaması için erkekler için de bir formül bulunarak; laiklik karşıtı fikirler taşıdıklarından şüphelenilen kişilerde kamusal alan dışına çıkarılmalıdırlar. Erkekler için nasıl bir ayırtıcı işaret bulurlar bilemem, onu da kendileri düşünsün. Yoksa kadın ve erkek arasındaki bu ayrımcılığın anayasa ve insan haklarına aykırı olduğu ileri sürülecektir.

Bu uygulamaları Adalet dairelerinde nasıl olacağı hepten garabet bir durumdur. Türbanlı bir sanık yargılamada savunması alınmadan mı yargılama yapılarak karar verilecektir. Yoksa mahkeme heyeti bu sanığı kamusal alan dışında, evinde mi dinleyecektir. Bu husus ta kafamı kurcalamaktadır doğrusu.

Tabi bu uygulama bazı anlayış ve kuralların da yanlış olduğunu ispat etmiş olmaktadır. Kastettiğim Adaletin sembolü olarak dünyada yüzyıllardır kullanılan; elinde kılıç ve terazi olan gözleri bağlı olan hanım figürü. Gözlerinin bağlı yani kapalı olmasının anlamı nedir? Bilir misiniz;

Bunun manası; yargıç karşısındaki kişinin kimliğinin; dininin, dilinin, ırkının önemli olmadığı. Yargılanan kişinin; zengin veya fakir, kadın veya erkek, güzel veya çirkin, nüfuzlu veya kimsesiz, asker yada sivil v.b. gibi farklılıkların önemi olmadığını vurgulamaktadır. Bu farklılıkların yargıcın kararını  etkilemeyeceği, kararın adalet ve hakkaniyete uygun olacağının sembolüdür.  

Bu sembolde göz bağının bir ucu açılmış haberimiz yok.

Aslında birde madalyonun öteki yüzü var. Bütün bunların yanında; bu tür uygulamaların sebebi de bizzat türbanlı ve İslamiyeti kendi dar yorumları ile yaşamaya çalışanlardır. Bu kişilerin topluma ve karşısındakine güven vermediklerini göstermektedir. Bu gün mücadelesini verdikleri hak ve özgürlükleri; kuvvet ve kudret bulduklarında karşısındakine tanımayacakları endişeleridir.

Kendilerini böyle olmadıkları yönünde savunabilirler ama inandırıcı olmadıkları da açıkça ortadadır. Özel hayatlarındaki ilişkileri, ticari alandaki ilişkileri, sosyal ve siyasi münasebetleri incelendiğinde bu endişelere hak vermemek de elde değildir.

Örneğin AK Partide yetkili ve ilgili kişiler hep eski kendi kadrolarından oluşturulmaya çalışılmakta, başka partilerden veya yerlerden gelen kişiler bulundukları yerlerde görüntü olarak kullanılmaktadır. Yaklaşan mahalli seçimlerde başkanlık için adı geçen kişilerin hep eski refah kökenli kişiler olması da bu düşünceleri kuvvetlendirmektedir. Bunlar bu düşünce ve tespitlerin doğru olmadığını söyleyebilirler ancak karşıdan böyle görünmektedirler.

Bu küçük uyarıya rağmen, hiçbir şekilde kişi hak ve hürriyetlerinin, din ve vicdan hürriyetlerinin, düşünce ve düşüncelerini açıklama, yayma hürriyetlerinin kısıtlanmasını mazur gösteremez. Onların bu hürriyet mücadelelerinde her zaman yanlarında olduğumu da açıkça belirtmem gerekir.