MAKALELER >
KÜRTÇE İSİMLERİ NASIL YAZACAĞIZ
Kürtlerin şu ana kadar bir çok haklı talepleri, geniş kesimlerden destek bulmuş bu konuda bir dizi yasal düzenlemeler yapılmıştır, yapılmaya da devam edilmektedir. Uygulamadaki aksaklıkların üzerine de yetkililerin hassasiyetle gittiklerini görmekteyiz. Ancak içerideki küçük bir Kürt grubun art niyetli hareket ve davranışları artık komik kaçmaktadır. Kendilerine kültürel haklar konusunda destek veren Türk aydınları haksız olduklarını, tepki ile dile getirmeye başladılar bile.
Kürtler, Türklerin modernleşme çabalarının bir parçasıdır; ayrı düşünülmeleri mümkün değildir. Kürtlerin yeryüzündeki birinci dereceden tek akrabaları da Türklerdir. Türkiye’de Türkler için ne varsa; en başta Kürtler olmak üzere herkes için aynı şeyler olmalıdır. Aksi halde Türklerin modernleşme çabaları da sonuç vermeyecektir. Türkiye, modern, çağdaş ve demokratik bir hukuk devleti olamayacaktır.
Fakat; bütün bu düşüncelerin yanında, bazı kendini bilmez küçük gruplar, akla ve mantığa uygun olmayan isteklerle seslerini yükseltmekte, çığırtkanlık yapmaktalar. Bunlardan biri de isimlerini Türk alfabesinde “q”, “w”, “x” gibi harflerin olmaması nedeni ile yazamadıkları, bunun insan hakları, Kopenhag kriterlerine aykırı olduğu yolundaki söylemleridir.
Dikkatleri çeken, bir süredir bazı Kürt gruplar; mahallenin yazamaz çocuğu, Avrupa birliği de mahallenin kabadayısı rolüne soyunmuş, Türkiye de baba rolünde. Bazı Kürtler, Kürtçe isimlerimizi yazamıyoruz diye mızmızlanıyor. Avrupa Birliği yetkilileri de buna bir çare bulun diyor, her zamanki gibi tepeden ve sert konuşuyor.
Doğrusu bu Avrupa Birliği de işin tadını iyice kaçırdı, Türkiye’yi kim ne sebeple şikayet ederse etsin, hemen tepemizdeler. Artık Türkiye’nin de canı sıkılıyor şaşırıyor, yetkililerin eli ayağı bir birine dolaşıyor, fakat bu duruma çözüm bulamıyor.
Bence bu konunun kolay bir çözümü var; Türkiye bu hususta Avrupa Birliği yetkili kurullarından görüş istesin. Varsa başka emsal uygulama örneklerini sorsun.
Örneğin, Yunanistan, Bulgaristan, Almanya, Fransa ve başka Avrupa ülkelerinde yaşayan ora vatandaşları olan Türklerin İsimleri için buldukları ve uyguladıkları metodu bizde uygulayalım. Oradaki Türk kökenli vatandaşları; isimlerini, kiril alfabesi ile veya alfabelerinde olmayan “i”, “ü”, “ğ”, “ç”, “ş”, “ö”, gibi harfleri kullanmadan nasıl yazıyorlar. Aynı metot Türkiye’de de uygulansın böylece hem Avrupa Birliği Müktesebatında bir uyumsuzluk ve ahenksizlik olmaz, hem de biz insan haklarına saygı göstermiş oluruz.
Bu dertler beni düşündürürken, başka bir soru aklımı kurcalamaya başladı. Kürtler ne zaman Latin alfabesine geçtiler? Ne zamandan beri Latin harflerini kullanıyorlar? Aynı şekilde rakam ve takvimi kullanmaları ne zamandan beridir. Bu soru ciddi ciddi aklımı kurcalıyor. Bu konuda doğrusu bir bilgiye sahip değilim. Öğrenmek için hangi kaynaklara müracaat edebilirim, nerelerden faydalanabilirim, doğrusu bilmiyorum. Okuyucularımın önerileri olursa ve kaynak isimleri bildirirlerse doğrusu çok memnun olacağım.
Türkiye de yaşayan Kürtler isimlerini şimdiye kadar Türk harfleri ile nasıl yazdılar. Daha önce Osmanlı alfabesi ile nasıl yazıyorlardı. Bu konu şu ana kadar kaç kişiyi rahatsız etti, bütün Kürtler bu konuda aynı mı düşünüyorlar, amaç gerçekten üzüm mü yemek yoksa bağcı mı dövmek anlamakta zorlanıyoruz.
Kendi adıma Kürtçe üzerindeki yasakların yanlış olduğunu yıllardan beri savuna gelmişimdir. Kürtlerin belli isimleri kullanmalarına engel olunmasının da yanlış olduğunu da hep savunmuşumdur. Hatta özel yazışmalar ve afişlerinde kitaplarında istediği harfleri kullanabilmeleri gerekir. Ancak, Türkçe’de olmayan harfler yüzünden, isimlerinin resmi kütüklere yazılamaması yüzünden maraza çıkarmalarını anlamamaktayım. Bu şekilde kendilerini; gerek Türk, gerek Dünya kamuoyu önünde gülünç ve haksız duruma düşürdüklerini bilmeleri gerekir.
Doğru, hak ve adalete uygun, Tarihi ve sosyal gerçeklere uygun, insan hak ve hürriyetleri ile bağdaşır, taleplerinde kamuoyu desteği bulacaklardır. Ancak bu tür akla ve bilime, Devlet olmanın gerçeklerine aykırı talep ve davranışları da tepki alacağını düşünmeleri gerekir.
19 Aralık 2003

