MAKALELER > 

MODERNLEŞME VE KENT KÜLTÜRÜ

CUMHURİYETİN 80. YILINDA MODERNLEŞME VE KENT KÜLTÜRÜ

Yaklaşık ikiyüzelli yıldır Türklerin modernleşme çabaları ısrarla sürdürülmektedir. Bugün sekseninci yılını kutladığımız Cumhuriyet’in kuruluşu bu çabaların en önemli atlama hatta sıçrama taşlarından birisi olmuştur. Ancak yapılası gereken çok şeyler olduğu da bir gerçektir. Cumhuriyeti kurmuş ancak henüz Demokrasiyi kuramamışız. Demokrasi ve kurallarının tam olarak kurulması ve işlemesi biraz daha zaman alacaktır.

Bunun için toplumsal talep ve kabul çok önemlidir.

Bazı eksikliklerine rağmen Müslüman ülkeler arasında sadece Türklerin bunu başarması; elbetteki Kur’anı doğru anlama ve uygulama tarzlarının etkisi büyüktür. Aşiret ve köy kültürünün hızla terk edilerek kentli kültünün yaygılaşması çok önemli etkenlerden biridir.

Türk sosyal hayatına etkin olan bir çok davranış, modernleşme çabalarına da engel olmaya devam etmektedir. Bu konuda elbetteki bir çok sebep sayılabilir, bu hususta bir çok kitap da yazılabilir. Ancak bu yazıda benim en çok dikkatimi çeken bir tanesi üzerinde durmak istiyorum.

Türkiye’nin bütün büyük şehirlerinde kurulan şehir ve köy dernekleri…

Bunlardan nasibini alan şehirlerden biri de Bursa’dır. Bu dernekler niçin kurulur? amacı nedir? ne yaparlar? kimler katılır? etkileri nedir? faydalımı dır? gibi bazı soruların cevabı bizleri bazı sonuçlara götürecektir. Bu derneklerin sosyal hayatımıza etkisi, kentli (medeni ) kültürün oluşmasındaki bizce olumsuz etkisi düşünülmesi gereken husustur. Elbetteki bu dernekler içinde faydalı ve hayırlı işler yapanları da vardır. Ancak bunlar azdır.

Bu dernekler; ucuz be popülist politika yapanların meskeni durumundadır. Halka sunacak projeleri olmayan politikacılar bu derneklerde hemşerilerinden oy istemektedir. Tek özelliği onların hemşerisi olmasıdır, başka birikime ihtiyacı da yoktur.

Bu dernekler; kalitesiz ve sağlıksız mal satan tüccarların pazarlama mekanı durumundadır. Kalitesiz malını ve hizmetini piyasada satamayanların da Pazar yeridir. Hemşerileri ondan mal almalı yada işini ona vermelidir. Hemşeri olmanın gereği budur.

Bu dernekler; Kültür alıverişine engel gelişme ve modernleşmenin karşısında direnen arabesk kültürün yuvaları halindedir. Yaşadığı şehirle bütünleşemeyen, kentli olmaya direnen köyünü bulunduğu şehre taşımaya çalışanların sığınağıdır.

Aslında bazı tarikatlar ve dini cemaatlerde bu benzeri durumdadır. Oralar da ticaret ve siyaset kolonileri gibi faaliyet sürdürmektedirler. Şirketleri, holdingleri ve babadan oğla geçen liderlikleri açık seçik bunların dini olmaktan çok dünyevi olduklarını göstermektedir.

Bu her iki yapılanma post modern bir ağalıktır. Ağalığın yeni ve değişik bir versiyonu şeklindedirler.

Bursa’da da varlıklarını çokça hissettiğimiz bu dernek ve cemaatler Müslüman Türk milletinin sosyal hayatında, Modernleşmenin ve kentli olmanın önünde küçükte olsa bir olumsuzluk olarak durmaktadır. 

Bursa’da yaşayan herkes, Türkiye’nin hangi şehrinden veya komşu ülkelerden gelmiş olursa olsun önce Bursalıdır. Bursa’nın her türlü kent sorunu, ekonomik sorunu, asayiş sorunu, idari sorunu v.b. herkesi öncelikle ilgilendirmelidir.

Herkesin kent hayatına katılması ve duyarlı olması gerekir. Gerçi yöneticiler bu durumdan memnun olsa da; bu sosyal çarpıklığın giderilmesi ve çevreleri üzerindeki baskılarının yok edilmesi gerekir. Aksi halde kentli olmak için daha çok bekleriz.

22 Ekim 2003