MAKALELER >
ŞARK TİPİ DEMOKRASİ
İran’da seçimler yaklaşırken yaşananlar ülkede ciddi sorunlara yol açmış durumda. İran İslam Konseyinin bir kısım reform yanlısı milletvekillerinin adaylıklarını veto etmesi sonrası; ciddi direnişler başlamış görünüyor. Buna karşı çıkanların başında da İran Cumhurbaşkanı gelmektedir. Milletvekilleri, mecliste oturma eylemi ve halk da sokaklarda eylem yapmaktadır.
İran’da bunlar olurken, Türkiye’de 12 Eylül darbesinin ardından yapılan seçimlerde bazı adayların Milli Güvenlik Konseyi tarafından veto edilerek seçimlere sokulmamasını anımsattı. Konsey o zaman kimlerin Milletvekili seçimine katılıp katılmayacağına, kimlerin parti kurup kuramayacağına karar vermişti. Kimse de sesini çıkartmamıştı.
Söylediğim gibi Türkiye’de; İran’da ki gibi bir direniş ve karşı duruş olmamıştı. Ne olursa olsun totaliter ve antidemokratik yapılar zamanla yıkılmakta, yerine insan haklarını önde tutan sistemler oturmaktadır. Modern dünyadaki bu gelişmeler artık dünyanın her yerine ulaşmakta ve oraları da etkilemektedir. Uydu teknolojileri, bilişim, Internet, ulaşım alanındaki baş döndürücü gelişmeler totaliter yapıları sarsmakta sonlarını hızlandırmaktadır.
Dünya coğrafyasına göz attığımızda insan doğasına aykırı bu sistemlerin daha çok Arap yarımadası ve doğu toplumlarında olduğunu görmekteyiz. Sadece İran'da değil birçok ülkede mollalar veya benzerleri vardır.
Türkiye bu vetolu dönemleri çoktan aşmıştır. Ancak bu gün daha korkuncunu yaşamaktadır. Post modern bir veto sistemi geliştirerek, sistemine monte etmiştir. Artık Milletvekili veya Belediye Başkanı seçilecek kişileri parti genel başkanları seçmektedir. Herkes aday adayı olabilir, fakat kimlerin aday olabileceğine Genel başkan karar verir. İşte bu Post modern şark demokrasilerinin birinci prensibidir.
Türkiye de; kendisine ilerici, demokrat, solcu, muhafazakar v.b. her türlü sıfatı yakıştıran hiçbir siyasi parti önseçim yapmamakta adaylarını merkez yoklaması ile belirlemektedirler.
Ben de bu merkez yoklaması denen şeyi de hiç anlayamamışımdır. Adaylar nasıl yoklanmaktadır. Neresine ve neyine bakılmaktadır. Bu yoklama bizzat Genel Başkan tarafından mı, yoksa tayin ettiği kişiler tarafından mı yapılmaktadır. İşin bu tarafı biraz gizlidir, ama halkın da merakını mucip olmaktadır.
Peki yoklanan kişiler açısından durum nedir, onların ruh hali nasıldır. Merkez tarafından yoklanarak aday yapılmaları hoşlarına gitmekte midir, yoksa doktora giden hasta gibi istemeye istemeye mi aday adayı olarak yoklanmaya razı olmaktadırlar. Genel Merkez tarafından yoklandıktan sonra; adaylıkları kesinleşsin kesinleşmesin herhangi bir ruhsal tedavi görmekte midirler. Her vatandaş gibi doğrusu bende bu konuları merak etmekteyim.
Bu sebeplerle de; aday olanlar, halkın etrafında dolaşmak yerine, Genel Başkanın bahçesinin etrafında dolaşmaktadırlar. Halk önemli değil, nasıl olsa merkezin belirlediği adayı seçecektir. Önemli olan, Genel Başkanın onu aday yapmasıdır.
Yani mollaların yerine, genel başkanlarımız vardır. Bu da demokrasinin Türk versiyonudur. Adı da cici demokrasidir. Yani cilalanmış, boyanmış ve parlatılarak Türk halkına demokrasi olarak sunulmaktadır. Zaten halk da halinden memnundur. Sesini çıkarmamasından belli değil mi.
16 Ocak 2004

