MAKALELER >
TÜRK SOLU KARŞI DEVRİMCİ OLMUŞ
Evet bazı istisnaları saymasak, Türkiye’de sol aydınlar karşı devrimci oldular. Yıllardır devrimciliği, ilericiliği, çağdaşlığı, laikliği tekelinde bulunduran sol aslında hiçbiri değilmiş.
Yıllardır söylemleri ile bu düşüncelerimizi doğrulamakta olan sol yazar çizer takımı; son Kamu Yönetimi Reform Yasa Tasarısına karşı çıkışları ile bu kanıyı kuvvetlendirmiştir. Halkın kendini yönetmesi demek olan demokrasi; dünyada yerel yönetimlere ağırlık verilmesini, yönetenlerin yetkilerinin çoğunu yerel meclis ve yöneticilerine devretmeyi olmazsa olmaz sayarken. Bizde halen uygulanan merkeziyetçi, halktan kopuk bürokratik yapının kısmen de olsa değiştirilmesi için hazırlanan yasa tasarısı statükocuların duvarına çarpmıştır.
Ankara’dan Ülkeyi yöneten bürokratların bu karşı çıkışlarını anlayabiliriz. Siyasetten beslenen bir kısım siyasilerin de karşı çıkışlarını anlayabiliriz. Fakat Türkiye’de devrimciliği kimseye bırakmayan sol fikir adamlarının karşı çıkışlarını anlamakta zorlanmaktayız.
Bunların Avrupa Birliği fikrine karşı çıkışlarını da anlamakta zorlanmaktayız.
Din ve vicdan hürriyetine karşı duruşlarını da anlayamamaktayız.
Kuvvetler ayrılığının ve Başkanlık sistemine karşı duruşlarını da anlayamamaktayız.
“ Ordu Göreve “ diye sokaklarda yürümelerini 27 Mayıs 1960 öncesi yürüyüşlerinden anımsamaktayız.
Bu ülkeyi soyan ve hortumlayanların yıllarca insanlarımızı; iç ve dış düşmanlar, şeriat tehlikesi ile uyuttuklarını da artık görmekteyiz. Şeriatçılıkla suçlananlar bugün iktidarda; yolsuzlukların, hortumların üzerine gitmeye çalışmaktalar, Türkiye’yi Avrupa Birliğine sokmaya çalışmaktalar. Kamu yönetiminde, mali yönetimde reform içeren düzenlemeler yapmaya çalışmaktalar ama sosyal demokratlardan destek değil köstek görmektedirler.
Bunları yapmaya çalışan iktidar sahiplerinin fikirlerini beğenmeyebilirsiniz. Onlarla zıt düşünebilirsiniz. Ama yapılan doğru işlerin de yanında olmak gerekmez mi.
Türkiye acilen bu merkeziyetçi yapıdan kurtulmalı, Yerel yönetimlere daha fazla yetki ve kaynak aktararak yerinde kullanılmasını sağlamalıdır. Unutulmamalıdır ki; aşırı merkeziyetçi, halktan kopuk idare Üniter yapının garantisi değildir. Tam tersine halkı merkeze düşman eden, devletten soğutan, uzaklaştıran bir sonuç ortaya çıkarmaktadır. Halkın hiçbir kesimin devletten memnun olmadığı bir gerçektir.
Mevcut yapı ile devlet fonksiyonlarını icra edememektedir. Geçenlerde Aksaray ilinin valisinin anılarındaki bir anektod ilginç bir örnektir. Vali şehrindeki bir otomobil fabrikasının arsa problemini çözmeye çalışırken, özelleştirmeden sorumlu bakan Yılmaz Karakoyunlu kendisine “ – Niçin bu kadar çok uğraşıyorsun sen bu fabrikanın ortağı mısın. “ gibi yakışıksız ve çirkin bir söz söyleme cüretinde bulunmaktadır. Ama ülke kaynaklarını Gazprom’a, Otoyol ihalelerine hortumlatan partililerine karşı aynı yürekliliği gösterememektedir. Şehrine yabancı sermayeye bir fabrika kurdurmaya çalışan, işsizine iş yaratmaya çalışan bir yöneticinin yaklaşımına; birde Ankara’da ikamet etmekten ve medyatik olmaktan başka özelliği olmayan siyasetçinin yaklaşımına bakın.
Ülke kaynaklarını har vurup harman savuran merkezdeki yöneticilerin elinden bu yetkilerin çoğu acilen alınmalı yerel yönetimlere devredilmelidir. Bu iş vatana ve milletimize yapılacak en hayırlı işlerin başında gelmektedir.
Bu reformlar kimler tarafından yapılırsa yapılsın vicdan ve izan sahibi her Türk’ün bunların yanında olması bulunduğu mahfil ve odaklardan bu çalışmalara destek vermesi borcudur. Aklın ve bilginin yolu tektir. Bir kısım korku ve paranoyalarla bu milletin önünü tıkamak büyük bir gaflet ve delalettir.
YeniBursa okuyucularının Ramazan Bayramını kutlar. Huzur dolu nice bayramlar dilerim.

