MAKALELER >
TÜRKİYE’NİN YÖNETİM YAPISI SORUNLARI VE SEÇİM SİSTEMİ
1 - Siyasi partiler kanunu ve ilgili yasalarda yeniden düzenlemeler yapılmalı:
a) Siyasi partiler kanunu yeniden düzenlenerek, partilerin antidemokratik yapılanmaları önlenmeli, parti içi demokrasinin tam olarak oluşması sağlanmalıdır. Ülkede demokrasinin işlenmesinin ön şartı parti içi demokrasinin oluşmasıdır
b) Siyasi partilere aldıkları oy oranına göre ciddi miktarlarda hazine yardımı yapılmalıdır.
c) Siyasi partilere yapılan bağışlara üst sınır getirilmeli ve bağışların tamamının aleniliği sağlanmalıdır.
d) Delegelik sistemi kaldırılarak doğrudan üyeler parti yöneticilerini seçmelidir. Birden fazla partiye üye olanlara da ciddi cezalar getirilmelidir.
e) Parti genel merkezlerinin, seçilmiş il ve ilçe örgütlerini belirli suçlar dışında görevden alabilmelerine yasal engel getirilmelidir.
2 - Seçim sistemi ve yasası değiştirilmelidir:
a) Halkın seçtiklerini daha iyi tanıyabilmesi yani bilerek seçim hakkını kullanması için, seçim sistemi değiştirilerek, dar bölge ve iki turlu seçim sistemi uygulanmalıdır.
Türkiye, milletvekilleri sayısı kadar ( 550 bölgeye ) bölgeye ayrılarak her bölgeden bir milletvekili seçilmelidir. İlk turda oyların %51’ini alan partinin adayı milletvekili olmalı ikinci tura geçilmemelidir. Ancak birinci turda oyların %51’ini hiçbir parti alamazsa en çok oy alan üç parti seçimlere katılmalı en çok oyu alan partinin adayı milletvekili olmalıdır.
b) Milletvekili adaylarını siyasi partiler ön seçim ile belirlemeli, merkezden atama adaylık şekline son verilmelidir.
c) Bütün Türkiye’de Nüfus kütükleri süratle bilgisayara aktarılmalı, seçimler de bilgisayarla sağlıklı, süratli ve ekonomik bir şekilde yapılmalıdır.
d) Merkezi yönetimin bir çok yetkileri yerel yönetimlere aktarılmalı, il genel meclisinin yetkileri arttırılmalı, yerel parlamento şeklinde çalışmalıdır.
Valiyi de halk seçmelidir. Bu sayede katılımcı demokrasiyi işleterek, halkın duyarlılığı artırılır ve sorunlarına halk daha fazla sahip çıkar.
3 - Yönetim şekli değişmeli kuvvetler ayrılığı prensibi yerleştirilmelidir:
a) Başkanlık sistemine geçilerek, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakan tek kişide birleşmeli, yürütmedeki iki başlık ortadan kaldırılmalıdır.
Yasama yürütme ve yargı gerçek manada birbirinden ayrılmalı, hükümet meclis dışından oluşmalıdır. Böylece başkan ülkede ehil insanlara görev vermede çok fazla be büyük potansiyeli kullanabilecektir.
b) Antidemokratik bir kurum olan Anayasa Mahkemesi kaldırılmalı, meclisin üstünde hakimler yönetimine son verilmelidir. Belki yasanın görüşülmesinden önce teknik değerlendirme açısından bilgi sorulan bir kurum haline dönüştürülerek bırakılabilir.
c) Anayasa Mahkemesinin, Yüce Divan görevi kaldırılarak bu görev; Yargıtay ceza daire başkanlarından oluşan kurul tarafından yerine getirilmelidir.
d) Bakanlar meclis dışından seçilerek, hükümete; bütün Türkiye'den ehil insanları tanıyarak bakan yapma ve çalışma imkanı verilir. Milletvekilleri yasa yapma dışında işlerle uğraşmaz asli görevlerini yaparlar.
e) İşlerini güçlerini terk ederek milletine hizmet etmeye çalışan meclis üyelerine ve bakanlara çok yüksek ücretler ve özlük haklar verilmeli onlara yüksek bir hayat standardı sağlanmalıdır.
4 - Türkiye; laiklik, din ve vicdan hürriyeti ile inanç ve ibadet hürriyeti problemlerini acilen çözmelidir:
Türkiye’de, batı demokrasileri anlamında bir laiklik prensibi yoktur. Laikleştirme çalışmaları vardır.
Türkiye’de adeta devlet dinden korunmaya çalışılmakta ve bu çabaların sonucu da dine düşman devlet dolayısı ile millete düşman devlet yaratılmaktadır. Halbuki din devlete karşı korunmalı, vatandaşlar tam bir inanç ve ibadet hürriyeti içinde olmalıdır.
Diyanet teşkilatı özerk bir statüde ve devlet ile din işleri birbirlerinden ayrılmış olmalıdır. Teşkilat Din işleri Yüksek Kurulu olarak yapılanmalıdır. Bu teşkilatta ülkedeki bütün din, mezhep, tarikat ve cemaatlerin temsilcileri yer almalıdır. Bunların varlığı ve faaliyetleri anayasa teminatı altına alınarak hürriyetleri korunmalıdır.
21 Aralık 1996

