MAKALELER > 

BU PARTİLERLE Mİ DEMOKRASİ GELECEK

Yerel seçimler sonrası, parti liderlerinin açıklamaları insanın kanını donduruyor. Ekran karşısında ve gazetelerde malum edaları ile poz vererek seçimleri nasıl kazandıklarını anlatmaktalar. Bütün partiler kazanmış, oylarını yükseltmiş, kaybeden yok. Doğrudur partilerinin başında halen kalabilmeleri kazançlı olduklarının göstergesidir; kaybeden milletin kendisidir. Sorarım size; batı demokrasilerinde olsa; bu partilerden hangileri, bu Genel başkanlardan hangileri kalır. Hiç biri kalmaz, onları hiç kimse dinlemez, söyledikleri de önem arz etmediği için medyada yer bulmaz.

Şanlı liderlerimizden % 2 oy alan biri; “Oyumuzu göreceli olarak ikiye katladık.” , % 4 oy alan başka biri; “ Oyumuzu yüzde yüz arttırdık. “ yasaklı liderimiz ise “ Mardin’den başlamak üzere kalelerimizi tek tek geri almaya başladık.” Bir başka liderimiz ise, aradaki 3 Kasım seçimlerini yok sayarak  “ 1999 yerel seçimlerindeki % 12 olan oy oranımızı % 18’e çıkardık.” diyerek kendilerini seçimin galibi ilan etmişlerdir. Diğerleri henüz çarpıcı cümlelerini söylemediler.

Halen bu liderlerin arkasından giden halka ne demeli bilemiyorum. Zaten bütün problem halkın kendisinde, bu gibilere oy vermezseler hepsi mevta olup gidecekler. Ancak azda olsa aldıkları oyları üstün matematik dehaları ile çok yaparak zafer beyanları vermektedirler. Yandaşları, partilileri de onları bir bildiği vardır diye dinlemeye devam ediyor.

Bu problemlerin hiçbiri halkın tercihleri ile düzelecekmiş gibi görünmemektedir. Doğu toplumlarının karakteristik özelliğidir bu; modernite yöneticiler tarafından kendilerine enjekte edilecektir, yoksa kendilerinin modern ve çağdaş olma gibi bir talepleri yoktur.

Bu sebeplerle, Türkiye’de Anayasadan daha önemli iki yasa vardır. Bu yasalar yüzünden halkın tercihleri yönetimlere yansımıyor. Genel başkan ağalıkları kuruluyor.Türk Demokrasisi gelişmiyor. Kendimizi Arap ülkeleri ile kıyaslayarak çok iyiyiz diyoruz.  Bu önemli olduğunu düşündüğüm yasalar; Siyasi partiler yasası ve Seçim yasasıdır.

Acilen Meclis, Uyum Yasaları çalışmaları çerçevesinde; Siyasi partiler ve Seçim hakkında ki bir kısım demokratik ilkeleri Anayasa normları haline getirerek değiştirilmesini zor şartlara bağlamalıdır.

Parti teşkilatları ve üyelerinin kaderi Genel başkanın iki dudağı arasında olmamalıdır. Partilerin kuruluş ve işleyişi ile ilgili demokratik normlar bellidir. Bütün mesele bunları azgelişmiş liderlerin oyuncağı haline getirmemek, onların değiştirilmesini zor koşullara bağlamaktır.

Kurulduğundan beri yüzde onların altında seyreden partilerin varlıklarını devam ettirmelerini anlayabilmiş değilim. Az gelişmiş bölgelerdeki ağalık ve şeyhlik düzeninin sosyal bir benzeri olup Siyasi parti halinde örgütlenmişidir.  

Bunlar da siyasi yada ideolojik ağalıklar tesis etmişler isimleri ağa yada şeyh değil  genel başkandır. Oy oranı yüzde bir yada iki, üç olmuş fark etmez. Etrafındakilere ülkenin nasıl karanlıklara sürüklendiği, partileri iktidara gelince nasıl kurtaracaklarını anlatırlar. Üyeleri de, bir zamanlar Ali Kalkancı’yı dinleyen müritler gibi, ağızlarının içine bakarak şeyhlerinin, pardon Genel Başkanlarının marifetlerini ve becerilerini dinlerler.

Siyasi bir parti niçin kurulur, elbette iktidar olmak ve ülkeyi yönetmek için. Bunu beceremeyen ve becerme ihtimali de olmayan genel başkanların peşinden gidenler; gelin kendinizi de ülkemizi de bu modern görünüşlü ağalardan kurtarın. Bunların kendiliklerinden gitmeleri mümkün değildir. İşi Allah’a bırakmayın. Yoksa Allah da diyor ki ben size akıl verdim, nasıl isterseniz öyle yönetilirsiniz, sizin iradenize de yüce Allah saygı gösteriyor sizi istediğinizle baş başa bırakıyor.  

Artık yapılacak Anayasal değişikliklerle, ülkeyi yönetenler en az oyların yüzde ellibirini alarak iktidar olmalıdırlar. Yüzde onbeşler civarında oy alan üç siyaset ağası bir araya gelerek iktidarı paylaşmamalıdır. Bu azınlığın çoğunluğa tahakkümüdür, anti demokratiktir.

Yerel seçimlerin,Siyaset baronlarından kurtuluşa, siyasi tekkelerin kapanışına vesile olması,  ve yüzünüzün sürekli güldüğü, üzüntülerin uzak olduğu bir hafta dileklerimle.

02 Nisan 2004