MAKALELER > 

DOĞRU OLAN MI, DURUMA UYGUN OLAN MI

Türk aydınlarının en büyük handikaplarından birisi; Doğru olanı konuşmak yerine, duruma uygun olanı konuşmak. Bu haslet tamamen kültür, yetiştiği aile ortamı, inançlarının kontrolü ile ilgili bir durumdur. Duruma uygun konuşmak riyakarlıktır, popülizmdir, takiyedir. Bu davranışları sergileyenlere dünyanın hiçbir yerinde aydın denmez ama bizde kendilerini aydın diye tanımlıyorlar.

Bu gibileri tanımak aslında kolaydır. Tıpkı matematikte olduğu gibi, sosyal bilimlerinde değişmez kanunları vardır. Sosyal formüller vardır, verileri yerine koyduğunuzda sonuçları sağlıklı ve doğru olarak alırsınız.

Toplumda, popülist bir kişiyi nasıl tanıyabilirsiniz. Örneğin herkes ve her kesimle ilişkileri iyi ise büyük bir ihtimalle doğru biri değildir. İyi birinin kötülerle dost olması mümkün değildir. Türk atasözü “ Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. “ ifadesi bu durumu çok güzel anlatmaktadır.

Bu düşüncelerle, toplumun her kesimine sirayet etmiş olan namussuz, rüşvetçi, hırsız, ahlaksız, nemelazımcı insanların her zaman karşılarında düşman olmayı tercih etmişimdir. Bu benim için bir ibadettir. Bu tip insanların, benim hakkımda “ iyi insandır” demelerinden, onlarla iyi geçinen biri olarak görünmekten her zaman korkmuş ve çekinmişimdir. İnsanları; fikir, inanç, cemaat, ideolojilerinden önce, namuslu ve haysiyetli insanlar ve namussuz ve haysiyetsiz insanlar olarak kafamda ayırıma tabi tutmuşumdur.

İnsanların en kötü ve en tehlikeli hastalığı riyakarlıktır. Bu hastalığın hiçbir çaresi ve tedavisi yoktur. Bir insan dinini ve inançlarını tamamen değiştirebilir. Riyakar bir kişi, ahlakını asla değiştiremez. Dünyada bir örneği yoktur.

İnandığın düşüncelerini yazıp söylediğinde; zülfü yare dokunduğun herkes kızıyor. Herkes kendi hırsızına sahip çıkıyor. Dostluluklarını menfaatleri üzerine bina edenler sana düşmanlık besliyor. Allah rızası için dost yada Allah rızası için düşmanlık yapan insan bulmak artık zorlaşıyor. Katı ideolojik düşünce ve çağdışı bağnaz kafa ile karşısındakileri hain yada dönek olmakla suçluyor.

Kişileri tartışmak yerine fikirleri tartışmıyoruz artık. Siyaset çamur atma sanatı haline dönüşmüş. Partilerinde artık fikir ve ideolojileri kalmamış. Kim olursan ol gel, daha önce nerede olduğun, ne yaptığının önemi yok yeter ki seçimi kazanalım. Gerisi önemli değil, yok aslında birbirlerinden farkı.

Allah bu millete 12 Eylül öncesini bir daha göstermesin . Ama o zamanın; hangi kesimden olursa olsun okuyan, inançları için mücadele eden ilkeli, duruşu net olan insanlarını özlemiyor da değilim desem yalan olur. O Üniversite gençliği Ülke meselelerini tartışırdı, Şimdikilerin çoğunda olduğu gibi bütün hayatları ve ideolojileri midesi ve belden aşağısı değildi. O zaman mı kötüydü, şimdiki zaman mı bilemiyorum.

Doğru bildiğimi ve düşüncelerimi mi yazsam; yoksa kimseyi kızdırmayacak, duruma uygun olanı mı yazsam.  Hayatım boyunca doğru bildiğimi ve inandığımı konuştum ve söyledim. Bu sebeplerle düşmanlarım çoktur ama dostlarımda en az onlar kadardır. Ölümden sonra hayat ve hesap günü olduğuna inancım tamdır. Bu sebeplerle ne olursa olsun, Galile’nin dediği gibi dünya dönüyor.

27 Şubat 2004